Aziz Mahmut Öncel

Yarı tersten okununca yaşadığımız kurmaca çok komik geliyor. Kötü bir bilim kurgu filminin oyuncaktan bozma kostümlerini giymiş gibi bir hal var. Oradan uzaklaşıp duruma baktığımızda “insan”ın minik kurtçuklar tarafından yenildiğini, birilerinin de buna karşı çıkmak için beklediğini görüyoruz. Yenilmek mi kemirilmek mi, buna siz karar verin ancak sakın “hürrryaaa!” atlamayın.

Kim nereye işaret ettiyse, şaka yollu dahi olsa, insanlar hürya atlıyorlar. Yazılar kargacık burgacık oluyor, insanlar karman çorman, bilmişler, çok bilmişler ve bilmezden gelmeciler olarak ikiye ayrılıyor. Ta ki biri çıkıp hürya değil hülya diyene kadar. Tersine bir akım başlıyor o an. Yine öyle, evet, cümbür cemaat, bütün mahalle… Hülya popüler oluyor ama kimse neden hülya diye sormuyor. Ta ki biri bu hülya değil rüya diyene kadar. Psişik gücü olduğunu iddia edenler meydana çıkıyor ve astrologlar astronotluktan astrofizikçiliğe kadar türlü meslekleri icra edip türlü şaklabanlıklarını meraklı gözlerle çit çit çekirdek çitleyen güruha çok ciddi bir şekilde sunuyorlar.

Sonra biri çıkıp gerçeği haykırıyor. Çok geçmeden gerçeği haykıranın aslında gerçeği haykırmadığı sadece dikkati çekmek istediği için şöyle bir nara savurduğu öğrenilince istihbarat servisleri çıkıyor meydana ve yeni biri akışı acaba bozar mı diye bakıyor.

Sonra ne oluyor? Olacak olan oluyor. Uyanan safını alıyor uyanmayan eller üzerinde bir güruhla akıp gidiyor.

Tepeden bakıyorsunuz efendilerin pusatlarına, kurmacalarına her şeyin üzerinde göğün o derin mavisinde kendinizi görüyorsunuz.

Biz Aşkar misali süzülüp o derin maviliğe bir parça gerçeklik alıp serpiyoruz birbirimizin üstüne. Bahaneleri es geçip kendi dostluğumuza odaklanıyoruz.

Ey kari her şey geçer, bir çay içelim mi?

………………………………..

Bir şiir okuru olarak uzunca bir süredir yukarıda arz ettiğim durum dahilinde şiir ile ilgili oldum. Değerlendirmem için gönderilen vıcık vıcık lirizm sosuna bulanmış şeyleri okudum, olabildiğince kibar bir şekilde yanıtladım. Şiir değillerdi aslına bakarsanız. Bazı dergiler ise tüm bunlar içerisinde ferah bir nefes sunuyorlar. Aşkar ile birlikte bazı dergilerin de yaşayan şiirin damarları olduğunu söylemeliyim.

Şiirin yaşanılandan kopuk olduğunu iddia eden insanlardan uzak bir dünya mümkün.

…………………………

Yarı Tersten Okuyunca bölümüne böyle başlamak nasip oldu. Ama sonrasında bir nevi kalanlar hükmünde kullanacağım bu köşeyi. Daha çok şiir, şiir alıntıları, kitaplar, dergiler ve belki dünya ahvali…

…………………

Yüz on altı bin kişinin tersten asılı halde sergilenen Matisse’nin La Bateau isimli tablosunu “ziyaret etmesi” gibi şiiri de ziyaret ettiklerini düşünürsek hakikatin tam burada, şiirde haykırılması gerektiğini söylemeliyim. İşte bu yüzden buyurun yarı tersten okuyun.

………

Vallâhü’l-muvaffık ve’l-mürşid.