– Şiir Güncesi –
Büyük Mukavva/Hakan Şarkdemir/Kargış; Sayı: 3

Aşkar’la Karagöz hemen hemen aynı zaman diliminde çıkmaya başladı. Aşkar’ın ilk haliyle şu anki hali arasında ciddi bir fark var. Zamanla içerik, tasarım ve hacim anlamında değişiklikler oldu. Fakat Karagöz Dergisinin birinci sayısıyla son sayısı arasında tasarım ve hacim olarak bir değişiklik göremeyiz. Buna kısaca imkânlar diyelim. O günlerde Hakan Şarkdemir’in yayımlanan bir şiiri modern şiirin işte böyle olması gerektiği kanaatini uyandırmıştı bende. Kargış Dergisinin üçüncü sayısında okuduğum Şarkdemir şiiri (Büyük Mukavva) yaklaşık on yıl sonra yine aynı hissi uyandırdı. Günümüz şiirinin içerisinde kesinlikle böyle bir şiir olmalı. İncelenmeli, Büyük Mukavva’nın yaslandığı teknikler üzerine konuşulmalı.

Hakan Şarkdemir, Modern Epik kuramının içini hem yazılarıyla hem de şiirleriyle doldurabilmiş bir şair. Kahramanın Dönüşü kitabında Modern Epik kavramının günümüz şiirinde nasıl işlediğini ve lirik “ben” in Modern Epikle nasıl bir “kahraman”a dönüştüğünü açıkça anlayabiliyoruz. “Büyük Mukavva” bu haliyle Kahramanın Dönüşü’nde bahsedilen Modern Epik şiirden fazlası. Şarkdemir, uzun bir süredir şiirlerinde çizimler, şekiller ve görseller kullanıyor. Bu şiirde kendisine ait ve bir nevi şiirdeki anlamı özet geçen, şemalandıran çizimler kullanmış. İlki anlaşılıyor; bir elmanın tomurcuk halinden yere düşüp mantarlaşana kadar olan evresi çizilmiş. Fakat ikinci çizimi anlamak -biraz da baskı kalitesi sebebiyle- pek mümkün değil. Modern Epik şiirin imkânları olan; romansılaşma, sayıp dökme, uzun soluk, basit kahraman (klasik epik şiirde kahraman ancak asil bir varlık olabilir.) bu şiirde mevcut fakat Modern Epiğin imkânları dışında kalan görsel materyal, mısraları aşağı doğru uzatma gibi teknikler de mevcut. Şiirin içerisinde bir serüven, güncel Türkiye meseleleri, hikmetli sözler ve güncel şiirin olmazsa olmazı modernizm eleştirisi var. Hakan Şarkdemir, Büyük Mukavva’ya yüzyıl öncesinden İzmir’de başlıyor:

“Symrna Races Club’ta buluşurduk
Ziya, Hamid, Naci ve ben
Madam Julia’da yer bulamazsak eğer
Kordonda Cafe Costi’nin aşağısında ya da…
Kemal boyuna borsada kaybederken
O levanten çiçeklerden toplardık
Süsenler çiğdemler yaseminler”

Buradaki isimler 1900lerin ustaları Ziya Paşa, Abdülhak Hamid Tarhan, Muallim Naci ve Namık Kemal. Neden böyle bir giriş yapıldığına dair fikir yürütmek hayli zor. Gerek de yok. Ahmet Haşim’in tabiriyle şiiri mana için deşmek bülbülü eti için öldürmeye benzer. Yüzyıl öncesinden yapılan bu girişin ardından şiirin bence en kıymetli bölümü geliyor.

“Elma”, geçmişten günümüze mitlerde ve dini metinlerde sıkça kullanılan bir obje. Örneğin, hıristiyanlarda “adam’s apple” diye bir kavram var ve daha nicesi… Şarkdemir, elmayı imgeleyerek modern çağda her şeyi hızla tüketen insanlara bir mesaj veriyor: Sığ olmayın, manaya odaklanın, görünenin haricinde görünmeyene de talip olun!

(…)

“Görmeyen bir kalp için
Bir düzlem üzerindeki her şey
Güneş ile ay mesela
Mesela robot ile Mele-i A’la
Cüce ile bebek ya da
Oysa bak bir elma
Herhangi bir elma değil de
Elmanın ötesindeki elma
Hani soyunduğunda elmalığından
Elmadan kalan cevher
Öyleyse o, elma-olmayan olarak elmadır
Onun salt elmasallığından uzakta
Yalnızca bir elma, elma olarak vardır
Sen illaki de yamuk bakacaksan dünyaya
Yamukluk ne elma da ne de dünyada
Yamukluk senin duruşunda
Elmaya bakışında ısırışında onu
Yamukluk elmayı ısırırken
Kalkıyorsa üzerinden kulluk
Yamukluk sana takılmış bir kulp
Yamukluktur sana yurt
İster elma de istersen alma
Alma sen ilmi talep et
Yamuk yumuk kırık iğreti bir Türkçeyle
Haadis diyordun hadise
Hadise bununla bitseydi iyi
Fakat Türkçe,
Hadislerden doğan bir dil değildir de ne
Manasına aklının ermediği
Toprağına basmadığın ağacın meyvesini yeme
Elmanın kalbine yazılı olan nedir bilemezsin
Yemezsen onu çöp diye çekirdek diye
Neler yazılıdır diye bir bak ona merakla
Bir sor ne var o kasalarla taşınan şeyin altında
Bir düşün kayboluşun sırrı nedir o hudutsuz meydanda
Göremediğini elbette yenemezsin
Hissedebilirsin ancak onu korku ve titremeyle”
(…)

Mustafa Melih Erdoğan