Ahmet Emerce

Sanatın seyri içinde ele alınacak bir ürün olarak şiir, fırsatlar koalisyonu halinde şairinin ellerinden ya tutar ve onu tıpış tıpış varacağı menzile yürütür ya yine tutar ve yarı yolda bırakır. Menzile varmayı veya yolda kalmayı tercih etmek şairin meziyetine kalmıştır artık. Tek başına yetecek bir meziyet de henüz icat edilmemiştir. Şairin şiir için harcadığı emek annenin yeni doğmuş bebeği için harcadığı emekten farksız değildir. Şiir ve disiplin? Şair ve disiplin? Şiir ve şairin bitmez işçiliği?

Kaynaktan su içerken suyu daha berrak hale getirmek için adam boyu uzanıp suya birkaç kez üflediğimiz anı hatırlayalım. Kollar sıvanır, eller kaynağın kıyısına yerleştirilir ve ayarlanır, ayaklar geriye doğru itilir gerisi malum. Suya olan ihtiyacın en güzel tablolarından biridir bu. Şu çok basit merasim için dahi insanın birkaç hareketi yapması gerekir. Şairlikle kardeşliğini ilan eden bu hal, şairliğin girift zorluğunun hakkını da teslim eder. Meseleyi iyice belleriz. Şiirin kalın damarlarından biri ciddiyettir. Yazmış olmak için yazılacak bir şey de değildir şiir. Zarifçe söylemek gerekirse “şairlik adam işidir.”[1]

Türkiye özelinde şiir evrenini ele aldığımızda soframız bir hayli zengin. Kendimi en başa koymak üzere çoğumuzun şiir fabrikasının işçileri olduğunu düşünüyorum. Malzemesi harfler, kelimeler, görseller, sesler ve tabi ki dil olan bir şiir fabrikasının çalışkan işçileri. Çarkların teklememesi ve iyi-kötü edebiyatın devam etmesi adına sabah şiirle açılan gözlerimizi gece yine şiir kapatıyor. Öyle ki Freud’u haklı çıkartıyoruz şiirden rüyalarımızla. Şair, bunca hemhal oluştan mutlaka bir şey çıkarmalı diyoruz. Bir pencere, bir kapı, bir yol. Ve özgün. Şairin imdadına şu sözler yetişiyor öldürülmek üzereyken gelen okla : “ Şair bugün zihinlere çöreklenmiş olan genel ve ölümcül kötülüğü, kendiliğindenciliği, yenilginin kanıksanmasını aşacak yeni bir başlangıca talip olmalı, yaşadığı çağın hareketsizliğine, uyuşukluğuna karşı sesini ateşe vermelidir.”[2]

“Bütün bilgi türlerinin, fiziki ve manevi disiplinlerin ötesinde şiir insan için çok önemli bir ‘saçak’tır belki, fakat her tarafı dış etkilere, yıldırımlara ve başka tehlikelere açık bir saçaktır bu. “[3]Bulunduğu konumu koruması gerekir şiirin. Öyle basit bir koruma kollamadan bahsetmiyorum. Şiire ciddi ve sıkı bir şekilde zaman harcamak, onu yaşama faaliyeti haline getirmek ve normalimiz kabul edip öylece davranmaktan bahsediyorum.

Şiir için kalite kontrol elzemdir. Şairin kurması gereken mekanizma hayatının en pratik şeyi olmalıdır. Açık oluş ve sabır. Çünkü “ Şair doğal gelişmesinin yolunu birtakım kısır düşüncelerle tıkamamalıdır ve sabretmesini bilmelidir.” [4]Herhangi bir işte geleceğe daha emin şekilde bakabilmek için yeniliklere o işin özünü bozmadan açık olmak ve sabır meyvesini sepetten hiç eksik bırakmamak gerekir. Mademki şairlik adam işidir o halde halis niyetle şiir uğruna didinmelidir şair. Yeri geldiğinde türlü kazaya uğrasa da şiirin açtığı yoldan çıkmayı aklından geçirmemelidir. Ben kendi hesabıma şunu söylemek isterim: Şairin kibirden kaçınması onu giriştiği ve devam etmek istediği çizgide daim kılacaktır.

Değinmek istediğim şeylerin aynısını ve çok daha ileri düzeydeki benzerlerini epey duyduğunuzu hatta gına geldiğini tahmin etmek güç değil. Fakat şunu bilmek faydamıza olacaktır: “ İnsanlar bilgilendirilmekten daha sık olarak, bildiklerinin hatırlatılmasına ihtiyaç duyarlar.” [5] Bir nebzecik olsun şiir ve şair için bir araya getirmeye çalıştığım bu yazının kusuru çoktur muhakkak. Yine de mutluyum şiirden bahsettiğim için.


[1] Cahit Zarifoğlu, Okuyucularla, Beyan Yayınları.

[2] Ali Emre, Şiirin Saçağı Altında, İz Yayıncılık.

[3] Ali Emre, Şiirin Saçağı Altında, İz Yayıncılık.

[4] Sedat Umran, Şiirde Metafizik Gerçek, Timaş Yayınları.

[5] Helen Gardner. Ben Hayal Gücünden Yanayım. Ketebe Yayınları.