Akif Hasan Kaya’nın ikinci öykü kitabı “Ölmüş Oyuncaklar Müzesi” İz Yayıncılık’tan çıktı.

Akif Hasan KAYA, öykülerinde insanı, insanın hallerini sürekli olarak toplumsal bir zemin üzerinde anlatıyor. Ülkemizde ve Ortadoğu’da yaşanan acılar, zulümler ve göçler onun öykülerinin başat temaları arasında yer alıyor. Öykülerindeki tematik zenginlik, insani olanı bütün yönleriyle anlatmanın doğal bir sonucu. Onun öyküleri, sürekli olarak gözden kaçırılan sorunları yeniden yeniden gündemimize taşıyor.

Öykülerinde görsel bir dil kullanan Akif Hasan KAYA, Ölmüş Oyuncaklar Müzesi‘nde öykünün bütün imkanlarını deniyor. Dilin sınırlarına yaslanıyor, yokluyor, onu genişletmenin yollarını arıyor. Dilin ve öykünün dünyası genişledikçe, bu dünya okuru da kendi içine çekiyor.

” Gece mi, gündüz mü! Ayıramıyorum. Hep karanlık? Bir martı çığlığı duyuyorum. Kanatları yüzümü yalayıp geçiyor. İyot kokusu genzimi yakıyor.

Şükran, martı oluyor. Günbatımına doğru uçuyor, uçuyor. Nasıl dururum? Gitmeliyim.

Martının peşine düşüyorum; bir-iki-üç… Küt! Alnım duvarı delemiyor… Hep böyle oluyor.”