Çağrı Subaşı, Raymond Carver’in “Yazmak Üzerine” adlı kitabına değindi.

Okuma istidatı ve çabası bulunan her kişi başka yazarların serüvenlerini merak eder. Yazarların olgun ve nitelikli yazılara bir anda erişmediklerini, birçok başarısız yollardan geçtiklerini okumak, okura umut ve özgüven aşılar. Yazmak hayatla merbuttur. İnişler ve çıkışlar ardı sıra birbirini izler. Bu nedenle bir yazarın kendi sürecini onun izahıyla okumak oldukça değerlidir.

Raymond Carver, hikaye ve şiir üzerine, özellikle de kısa hikâyeler üzerine yoğunlaşmış. İşinin mesai saatleri gününün çoğunu alınca kısa hikâyelere yönelmiş. Yazmaya vakit ayırmanın zorluğunu çokça yaşamış. Belki de bu zorluklar daha kaliteli yazılar neşretmesine vesile oldu. Her ne olursa olsun, hayatı ne kadar yoğun geçerse geçsin yazmaktan hiç vazgeçmemiş Raymond Carver. Çıktığı bir seyahat, gördüğü manzaralar kendisine hep bir ilham olmuş. Zihni, yazıma neler taşıyabilirim, düşüncesiyle her daim meşgul olmuş.

Carver somut, ayağı yere basan, fantastik kurgudan uzak hikayeler peşinde. Cümlenin özgünlüğü, kayda değer tasvirler, sanatsal üslup onun için oldukça önemli. Hayata temas etmeyen, yaşamdan kesitler paylaşmayan hikâyelere hiç sıcak bakamıyor. Okunulan yazı, kişide bir değişiklik meydana getirmiyorsa, düşün dünyasında yeni bir çıta oluşturmuyorsa neden vardır? Okur, böyle bir yazı okumakla ne elde edecektir? Bu sorularla hikâyenin niteliğini ölçmek ister Raymond Carver.

Kitabın sonunda ise derlemelerden ve neşredilen hikayelerden bahsediyor. Derleme için öykü seçerken aranılan ölçütler nelerdir, nitelikli bir yazı hangi vasıfları taşır, bu sorulara cevap bulacaksınız. Özellikle hikaye yazmakla meşgul olanların okuması elzem. Ne de olsa bir hikayecinin hayat serüvenine tanıklık ediyoruz.