Yunus Emre Altuntaş, İrfan Dağ’ın ikinci kitabı “Nenem Bir Çiçek” üzerine yazdı.

İrfan Dağ’ın ikinci kitabı “Nenem Bir Çiçek” ismiyle Ebabil Yayınlarından çıktı. Şairin ilk kitabındaki diri söyleyişi daha da geliştirdiği görülüyor. İrfan Dağ’ın şiirleri diyalojik yapısıyla dikkat çekiyor. Şiirlerde konuşan özne, şairin farklı zamanlardaki sesini temsil ediyor. İmge, ironi, çağrışım, alıntılama, metinlerarasılık ve ses tekrarları şiirlerin yapı unsurları olarak beliriyor. Önceki kitabında “İkinci yeninin gölgesinde horlayarak uyuyan şair değilim / İkinci yeniyi kucağında yarına mesele edenim” diyen şair son kitabında da aynı anlayışı devam ettirmiş. Bazı şairlere yaptığı göndermeler bu durumu perçinlemiş. İsmet Özel, Turgut Uyar bu anlamda öne çıkan şairlerdir. Bunların dışında Hüseyin Atlansoy, İlhami Çiçek, İdris Ekinci, Mustafa Melih Erdoğan gibi şairlere yapılan göndermeler de kitapta yer alıyor. “Gece sabırla sabaha varır, kulübenin içi İlhami’nin çiçekleriyle dolu / Bol bol şiir dolu bol bol antidepresan”, “Üzül Mustafa üzülmeyen haindir / Sentetik bir kadına bakarken en çok üzül”, “Çağırdılar geldim terzilerimi cebime koyup”

İrfan Dağ’ın şiirlerinde çoğunlukla “devlet”, “babalık”, “yalnızlık”, “ölüm”, “şiir”, “Türkiye”, “çağ eleştirisi” temaları işlenmiş. Şiirlerin konuşma diline yaslanmış üslubu okurun anlam dünyasını genişletiyor. İmgenin yarı kapalı anlama dayanan kullanımı buna imkân sağlamış. Şiirlerde görülen öyküleme yöntemini de eklediğimizde Dağ’ın şiirlerinin diri bir söyleyişe ulaştığı görülür. “Derin ve uzun bir uykudan çağırdılar, geldim / Elimi ayağımı topladım geldim, işimi yarım bıraktım geldim / Boşuna ölmüş ne kadar adam varsa tanırsın dediler / Tanımak için suyu öperek geldim”

İrfan Dağ’ın kitapta yer alan şiirlerinde Peygamber kıssaları, Kuran’dan ayetler, mistik göndermeler yoğun şekilde kullanılmış. Yılgınlığın teslim almaya çalıştığı özne, bu mistik temayülle ümide bağlanır. Kader-Keder bağlamındaki ontolojik sorgulama dini ve tarihi simaların yaşadıklarıyla şerh edilerek anlama kavuşur. Şairin imanı, tevekkülü ve teslimiyeti ezeli iradenin hikmeti üzerinden yorumlanır. “İbrahim’in boynunu yağmura takdim etti / Yağmur İbrahim’in boynunu en ince yerinden yıkamaya başladı” , “İlk geceyi yağlı bir ip başlattı / İp durduğu yere ferahlık getirdi, böyle okumalıyız”, “İnsanların türlü türlü isteklerinin arasından / Merak verildi bana, ben saçları uzayan bir merakı seçtim”, “Başım dikliğinden ödün verdiğinde / Tam karşıma, başımın düştüğü yere / İsmet’i koyuyorum / Dahi İstiklal Şiirini / Yumruğum tazeleniyor”

Dağ’ın kimi şiirleri Modern Epik, genel olarak ise Modern Lirik söyleyişe yaslanıyor. Birey olarak şairin dünyasında yaşananlar kendisinden başlayarak genişleyen daireler halinde yaşanan zamanın, kurumların, alışkanlıkların, yozlaşmanın keskin eleştirisine dönüşüyor. Bu sayede okur, şairin özelinde kendisini de içine alan bir eleştiri dünyasında özdeşlik kurabiliyor. Çünkü şairin şiirleştirdiği duygular evrensel yapısıyla herkesi içine alan ortak duyarlılığa sesleniyor. “Milletin mazotunu yakarken anlat VIP iken anlat / Mezarlıklarda VIP’in geçmediğini anlat”, “Kaç yüzyıl oldu kimse babaannesine şiir yazmadı / Ben neneme yazdım nenemin elbiseleri vardı yazmaları”

İrfan Dağ’ın şiirleri ilk kitabının ardından ikinci kitabında da gelişimini sürdüren, sağlam yapısı ve modern söyleyişin imkânlarını kullanarak genişleyen üslubuyla dikkat çekiyor. Şair ilk kitabındaki ironi ve çağ eleştirisini son kitabında kullandığı öyküleme tekniğiyle daha da ilerletmiş görünüyor. Bu anlamda “Nenem Bir Çiçek”, “İbrahimin Dağlarda gezerken Dinlediği Şiir”, “İdris’in Dirisi”, “Cesur Ol Kork”, “Türkiye Kötürüm Kızların Vatanıdır” gibi metinlerin kanonlaşmaya aday şiirler olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

* Bu yazı Sebilürreşad Dergisi’nin Ağustos 2022 sayısında yayımlandı.